30 Mart Kızıldere Katliamı’nın yıldönümünde Mahir Çayan ve arkadaşlarını saygıyla anıyoruz!

30 Mart Kızıldere Katliamı’nın yıldönümünde Mahir Çayan ve arkadaşlarını saygıyla anıyoruz!

46 yıl önce bugün Mahir Çayan ve arkadaşları Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna Kızıldere’de katledildi. “Suçları” ABD-AB Emperyalistlerine karşı olmalarıydı, bu insanlık düşmanlarının yurdumuz üzerinde oynadığı aşağılık oyunlara karşı kararlı mücadeleleriydi. Bu kararlılık tekrar tekrar hatırlanmalı, bu mücadele aynı azim ve kararlılıkla, ta ki insan soyunun bu en vede en büyük düşmanları ülkemizden def edilinceye kadar devam etmelidir. Etmelidir ki Devrim Şehitlerimizin uğruna yaşamlarını feda ettikleri mücadele zafere ulaşsın.

Mahir Çayan ve arkadaşlarının 1971 yılında, İstanbul 3 No.lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi önünde yaptıkları THKP-C Savunmasında belirttikleri üzere “20. Yüzyılın girift ilişkileri içersinde Türkiye de uluslararası emperyalist organizasyonun bir parçası durumundadır”. 27 Mayıs Politik Devrimi’nin sağladığı kısıtlı da olsa özgürlük ortamında yetişen Mahir Çayan ve arkadaşları Özgürlük, Demokrasi ve Sosyalizm mücadelesinin emperyalizmle mücadeleden geçtiğini anlamış ve bu halk düşmanlarına karşı mücadeleyi pratik mücadelelerinin en başına yerleştirmişlerdir. 12 Mart Faşizminin ardından yılmadan, canları pahasına, hayatlarının baharında toprakla kucaklaşmak pahasına sarıldıkları hedef,  Mustafa Kemal Atatürk’in “İstiklali tam Türkiye”sidir.

THKP-C Savunmasında 1971 koşullarında Türkiye aydınlarının iki seçeneği olduğunu söyler:

1. Alternatif

Ya Türkiye’nin bugünkü içler acısı durumu, mevcut düzeni, ülkenin “değişmez kaderi” olarak, olduğu gibi kabullenip , “böyle gelmiş böyle gider” “ bana ne , ben kendi çıkarıma bakar hayatımı yaşarım” diyerek bu düzenin bir unsuru olacaklardır.

2. Alternatif

Gelelim ikinci alternatife: Bu alternatif , 20. Yüzyılın ikinci yarısı da dahil olmak üzere, her tarihi dönemde ulusun tam bağımsız olarak yaşayabileceklerine inananların, emperyalist boyunduruk altında yaşamaktansa  ölmeyi yeğ tutanların alternatifidir.

Bu  ikinci yol, hayatı da dahil olmak üzere her şeyini ortaya koyarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Atatürk’ün “ Ya İstiklal Ya Ölüm” parolasını kendine şiar  edip  “Tam Bağımsız Türkiye” için bitmemiş olan Anadolu İhtilali  uğruna savaşanların yoludur.

Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’in yükselttiği “İstiklali Tam Türkiye” bayrağı bu yolu seçmiş olan sosyalist ve gerçek Kemalist Milli Kurtuluşçuların ellerinde dalgalanmaktadır.

Evet, bütün Türkiyeli aydınlar bu iki alternatiften birini seçmek zorundadır.”

Bugün de tıpkı o günlerdeki yani Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın yaşandığı günlerdeki gibi, halklarımızın ve aydınlarımızın iki seçeneği vardır. 1919’da olduğu gibi; ya mandacı, himayeci tefeci bezirganların, emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin tekerlerine çomak sokacak ve onları söküp atacağız, geçit vermeyeceğiz, ya da Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızda Köyceğiz Kuvayi Milliye Komutanlığı yapmış İkinci Kurtuluş Savaşımızın önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın dediği gibi sürünesiye, sömürülesiye, çürüyesiye, geberesiye kullaşıp köleleşeceğiz.

Biz deler de, ikinci yolu seçtik.

Seçtiğimiz yol, Mustafa Kemal Atatürk’in dünyada ilk olarak zaferle taçlandırdığı Birinci AntiEmperyalist Kurtuluş Savaşını nihai sonucuna ulaştıracak İkinci Kurtuluş Savaşını da zaferle taçlandırıp AB-D Emperyalistlerinin ve yerli satılmışların baskısına, zulmüne son verecek mücadele boyunca dalmaktır.

Seçtiğimiz yol, Mustafa Kemal Atatürk’in başlattığı ve tüm mazlum halklara örnek olan, umut olan Anadolu İhtilali’nin yoludur.

Biz deim seçtiğimiz yol, İkinci Kuvayimilliye hareketinin önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın ömrünü vakfettiği insanlığın kurtuluş yoludur.

Biz deim yolumuz, Parolamız , “Ya İstiklal Ya Ölüm!”,

Hedefimiz, “İstiklali Tam Türkiye’dir” diyen Mahir Çayan ve Arkadaşlarının  yoludur ve bu anlamıyla da On’ların gerçek devamcıları bizleriz.

Kızıldere şehitleri ölümsüzdür!

Selam olsun bizden önce geçene, selam olsun savaşırken düşene!

Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız!

Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! 30 Mart 2018

Halkçı Kamu Emekçileri

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir