2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılına Başlarken Medreseleşen Eğitim Sistemimiz

AKP’giller 15 yıllık iktidarları boyunca, Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın Önderi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının yadigârı olan Laik Cumhuriyet’in tüm kurumlarına, tüm değerlerine saldırdılar. Eğitim-Bilim kurumları da en önemli hedefleri arasındaydı. Ve bu kurumlarda da kerte kerte Ortaçağcı anlayışı hakim kıldılar. Eğitim Bir Sen, TÜRGEV, ENSAR, ÖNDER, Maarif Vakfı gibi din bezirgânlığı yapan Ortaçağcı sendika, dernek ve vakıflarla işbirliği içerisinde çocuklarımızı, gençlerimizi meczuplaştırıp, karanlığa mahkum ettiler. “Dindar ve Kindar” bir nesil yetiştirmenin tuğlalarını elbirliği ile ördüler. Okul öncesinden üniversitelere kadar tüm okullarımız artık ne yazık ki medreseden farklı değildir. Cemaat ve tarikatların cirit attığı kurumlardır. İşte 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılına başlarken, ülkemizde eğitimin durumu budur.

Ama Tarihin ilk sömürgen, asalak sınıfı olan Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfına ve onun iktidardaki temsilcisi AKP’giller’e yetmiyor bu durum. 4+4+4 kesintili eğitim modeliyle eğitim sistemimizi Ortaçağ karanlığına götürmek konusunda zaten belli bir mesafe kat etmişlerdi. 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılında uygulamaya koyacakları programla da o özlemlerine hızla kavuşmak istiyorlar. Laikliğin, bilimin esamesi kalmasın; Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız, onun Önderi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimizin temel kazanımları toplumsal belleğimizden tümüyle silinsin istiyorlar. Sömürü düzenlerini rahatça sürdürebilmek için çocuklarımızı, gençlerimizi Muaviye-Yezid, CIA Pentagon Dininin pençelerine teslim ederek Ortaçağ karanlığına gömmek istiyorlar. İşte bunun için hazırladıkları ve bu eğitim-öğretim yılında uygulanacak programdan bazı örnekler vermek gerekirse;
Sadeleştirme kisvesi altında biyoloji dersi iki saate indirilip, içeriğinden Evrim Kuramı çıkarılırken; Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi dersinin saati arttırılıyor;
Cumhuriyet, laiklik ve Mustafa Kemal Atatürk düşmanı Amerikan yapımı Ortaçağcı iki gücün Ganimet Paylaşım Savaşı olan 15 Temmuz bahane edilerek, Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına saldırılıyor ve Ulusal Kurtuluş Şavaşı’mızın Önderleri darbeci gösteriliyor; 
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi programında kendilerinden önceki ABD yapımı, halk düşmanı DP iktidarı “demokrasi” sahtekarlığıyla övülürken; ülkemizi emperyalizme yeniden göbekten bağımlı hale getiren Marshall Yardımı ekonomik ilerleme olarak yutturulmaya çalışılırken; biz Gerçek Devrimciler açısından politik bir devrim olan 27 Mayıs, “27 Mayıs askeri darbesi” olarak yer alıyor. Kısacası egemen sınıfların ideolojisi ile doktrine ediliyor öğrencilerimiz.
Programa “Seçmeli” adı altında konan dersler yoluyla, dogmatik ve metafizik öğretiden başka bir seçenek bırakılmıyor çocuklarımıza.
Çocuklarımız bir yandan emperyalist sömürüye boyun eğen, onun egemenliğini kabul eden; öte yandan da düşünemeyen, sorgulayamayan, yaşamında bilimi değil, dini referans alan bireyler olarak yetişiyorlar. 2016 PISA sınavında öğrencilerimizin aldıkları puanlar, eğitimdeki kara gerçekliğimizi ortaya koyuyor. Türkiye 64 ülke arasında 45’incisırada yer alarak yine OECD ülkelerinin gerisinde kalıyor.
MEB, çocuk istismarı ve tecavüzlerle gündeme gelen şeriatçı ENSAR Vakfı’nı paydaş kurum yapıyor.
Ve böylelikle laik ve bilimsel eğitimden geriye kalan tüm kırıntılar da yok ediliyor.
Artık tüm okullarımızın, dindar ve kindar “hülooğğ”cular, cihatçılar yetiştirenTaliban yuvası Peşaver Medreselerinden farkı kalamayacaktır ne yazık ki! 
2017-2018 Eğitim-Öğretim Döneminde tüm bunların yanında, öğretmensiz sayısız okul ve öğrenciye, sabahın köründe başlayıp akşam karanlığında sona eren ders saatlerine karşın ataması yapılmayan yüzbinlerce öğretmen hâlâ atanmayı bekliyor, bunalıma düşen genç öğretmen adayları canlarına kıyıyor.
Asgari ücret 1404 TL iken, okula yeni başlayan bir öğrencinin okul masrafları için yapılacak en az harcama 370 TL oluyor (http://www.milliyet.com.tr/okula-baslama-maliyeti-370-lira…/). Oysa devletin bütçesinden özel okullara gönderilecek her öğrenci için 3-5 bin TL tutarında destek primi verilerek, devletin kaynakları özel okullara fütursuzca aktarılıyor.Devlet okulları ise halktan alınan bağış adı altındaki “HARAÇ”larla ayakta durmaya çalışıyor.Halkın çocuklarının okuduğu bu okullar adeta üvey evlat muamelesi görüyorlar. Kısacası, halkımızın eğitimiParababalarının azgın soygun ve sömürü düzenine terk ediliyor.
Üniversiteye giriş sınavlarında ise her türlü şike ve yolsuzluğun yaşandığı ve emekçi halkımızın çocuklarının haklarının çalındığı bir ortamda başlamaktadır yeni eğitim-öğretim yılı.
Bu yıl üniversiteye giriş sınavında tercih yapma hakkına sahip 1milyon 900 bin adaydan 850 bini tercih yapmıyor, çünkü gençlerimiz umutlarını yitiriyorlar.
AKP’giller’in sayılarını arttırdıkları, tüm olanakları uğruna seferber ettikleri 222 bin 925 İHL mezununun 40 bini bir lisans programına yerleşebiliyor. 
Peki böyle sürüp gidecek midir bu sorunlar?
Elbette hayır!
Kaçak Saraylarınıza, Haram Saraylarınıza sığınarak kazandığınızı sanıyorsunuz. Ama çok yanılıyorsunuz. Çünkü bilmiyorsunuz ki bu topraklarda Kuvayi Milliye ruhunu, “Onur yaşamdan üstündür!”,“Ya İstiklal, Ya Ölüm!” diyebilenleri asla öldüremezsiniz. Tarihin ileriye doğru akışını asla durduramazsınız. Biz deler, İkinci Kurtuluş Savaşçıları, bu haklı davada giderek çoğalıyoruz. Namuslu Şairimiz Adnan Yücel’in de dediği gibi:

Saraylar saltanatlar çöker
kan susar bir gün
zulüm biter.
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…

ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve zamancek …

Siz ve sizin gibileri, vereceğimiz İkinci Kurtuluş Savaşı’yla Tarihin çöplüğüne gömünceye dek!
Halkçı Eğitim ve Bilim Emekçileri olarak bu zor ve meşakkatli mücadelede halkımızı uyandırmak için en ön safta yerimizi alacağız.
İşte o gün geldiğinde, Halkın İktidarında, eğitim-bilim kurumlarımızda laik ve bilimsel eğitim verilecek. Çocuklarımızın aklı özgürleşecek. İnsana, doğaya, hayvana dost olan erdemli, üretken insanlar olarak yetişecekler. Sahte cenneti vaat ederek cehenneme çevirdiğiniz dünyaları, bir daha hiç kararmamak üzere aydınlanacak!


Yaşasın Laik- Bilimsel- Demokratik Eğitim Mücadelemiz!

Halkçı Eğitim ve Bilim Emekçileri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir