Bir Yaşamı Daha Soldurdunuz!

Dün kapkara bir haber düştü gündemimize. Aslında kapkara haberler güzel ülkemizin rutini haline geldi ya neyse… Öğretmen Aslan Durman Şanlıurfa Viranşehir’de çalıştığı inşaatta can verdi. İki katlı tadilat halindeki binanın çökmesi sonucu 3 işçi enkazın altında kaldı. Aslan Duman tüm müdahalelere karşı kurtarılamadı. Diğer iki işçininse yaralı olarak tedavisi  sürüyor. Bu ölümlere kader ya da kaza denebilir mi? Kesinlikle hayır!

15 Temmuz 2016’daki ganimet paylaşım savaşı sonucu ülkemiz çok sıkıntılı dönemlere girmiş oldu. AKP Hükümeti yasalarını torbaya koyarmış gibi, on binlerce kamu emekçisini hiçbir yargı zamancini işletmeden,  savunma hakkını bile gaspederek, suçun şahsiliğini yok sayarak gözaltına aldı, tutukladı, meslekten ihraç etti. Uluslararası geçerliliği olan ve hepimizin ezberlediği kanun bile “Suç kanıtlanana kadar herkes suçsuzdur.” der.  Öyle ki kişiler neyle suçlandıklarını dahi bilmiyordu. Meslekten ihraç edilmeleri yetmezmiş gibi ellerinden tüm özlük hakları alındı. Geleceğe yönelik olarak da önlerine türlü engeller koyuldu. Birçoğu evli, çoluk çocuk sahibiydi. Aynı Aslan Durman gibi… Ancak gelen talimatlarla tüm iş kapıları onlara kapatıldı. Geçinmek zorundaydılar. Fakat parasız, işsiz, aşsız kaldılar. “Ne istedilerse verdik, bu hasretlik bitsin, geri dön” diyenlerse, çarşaf çarşaf görüntüleri, piksel piksel videoları olmasına rağmen “Kandırıldık” diyerek sıyrılıverdiler suçlarından. Kanıtsa bunlar kanıt… Ancak korku kaleleri teslim almış,  bunları yargılayacak savcı ya da hakim ne yazık ki memleketimizde yok. Ne diyelim,  yürek  meselesi…

İşte böyle bir organizasyonda can verdi Aslan Öğretmen. 20 Temmuz 2016’da 686 Sayılı KHK ile mesleğinden ihraç edildi. Çalışmak zorundaydı, kalıp ustası oldu. Enkazın altında can verdi. Tıpkı ataması yapılmayan onlarca öğretmen gibi…  Tıpkı yine KHK’li bir öğretmenin hapiste tutukluyken can verip sonradan “ak”lanması gibi…

Oynanıyor hayatlarla. Köy okulları kapatılırken, köylerden eğitim öğretim uzak tutulurken canla başla öğretmen olmak isteyen, üniversitelerini bitirip KPSS denilen ucube sınavdan en yüksek puanı alıp Türkiye birincisi olan dahi sözlü mülakattan “geçemeyip” bu sistemde eleniveriyor. Yıllarca sınava girip ataması yapılmayan kadro verilmeyen öğretmenler…  Onlar için de yorucu ve yıpratıcı bir zamanç devam ediyor.  Cebinde 5 lirayla intihara sürüklenen gencecik öğretmenleri de gördü bu gözler, buz tuttu yürekler…

Bu ölümlerin hiçbiri tesadüf değil. Bu ülkenin aydınlarını, gençlerini, memleketini seven insanlarını bile isteye açlığa, işsizliğe, ölüme terkettiniz. Aslan Durman gibi mecburen ekmeğinin peşinde olan eğitim emekçilerinin ne ilk ne de son olduğunu ve zaten zor olan yaşamlarının bu şekilde sonlanacağını öngörebiliyoruz maalesef…

Bu böyle devam etmez, etmeyecek! Halkçı Kamu Emekçileri olarak yitip giden canlarımızın hesabını muhakkak soracağız. Hem de öyle öbür dünyada falan değil… (15.04.İkibin On dokuz)

Halkçı Kamu Emekçileri

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir