Halkçı Kamu Emekçileri’nin Bileşik Kamu-İş’in 4. Olağan Genel Kurul Konuşmaları 1

İlhami Danacı’nın Konuşması:

Saygıdeğer arkadaşlar;
Dünden beri burada konuşulan şeyler var. Ve biz, Halkçı Kamu Emekçileri olarak ilke kez belki de, dün Ercan Başkan’ımız konuştu, listemizin başkanı olarak nitelendirebileceğimiz, ilk kez kendimizi ifade ediyoruz, aday konuşmaları kapsamında.
Arkadaşlar; eğer sınıf mücadelesinden söz ediyorsanız, şu arkaya astığınız pankarttaki hatayı kaldırın öncelikle. Emek, en yüce değer değildir. Emek, değerdir. Şimdi burada tutup da Karl Marks’ın Emek Değer Teorisini anlatacak halimiz yok. Ama şu gördüğünüz su şişesi de, şu gördüğünüz mikrofon da emeğin ürünüdür, değerdir.
Biz de bunu anlatamadık. Biz de emeği fetiş haline getiremeyiz, arkadaşlar. Bunu yapan Parababalarıdır, çünkü artıdeğer sömürüsü yaparlar. Dolayısıyla, eğer dünden beri ağzımız dolu bir şekilde, Sınıflar Savaşıyla ilgili kavramları ifade ediyorsak, bunun altını doldurmamız lazım.
Şunu söylemek istiyorum; İstanbul’dan hukukumuz vardır. Önder Arkadaş, dünkü konuşmasında burada, geldi, gariban Yol Arkadaşlarını Taksim Mücadelesinden kaçmakla suçladı.
Ben de şunu soruyorum, bütün Haziran’cı arkadaşlara buradan:
Bir Mayıs Mücadelesi, bakın sinevizyonda da ifade ediliyor, “1 Mayıs Mücadelesinin kutlanma alanı Taksim’dir” diyen, bu sendikada, bu örgüt içerisinde tek bir unsur vardır; o da Halkçı Kamu Emekçileridir.
Eğer bu arkadaşlar aksini iddia ediyorsa, o zaman şu soruyu sorma hakkımız doğar:
Bakın, şu grup, Halkçı Kamu Emekçileri, 1 Mayıs sırasında, Taksim Mücadelesinde gözaltına alınan arkadaşlardan oluşuyor. Haziran Grubundan hangi arkadaş 1 Mayıs’ta Taksim’de oldu da gözaltına alındı? Ben bunu soruyorum arkadaşlar…
(Kürsüye sözlü müdahale çabaları)
Başkan müdahale ediliyor. Müdahaleden kaybettiğim zamanı ben kullanacağım, onu da söyleyeyim…
(Sözlü müdahale çabaları devam ediyor)
Şaban Başkan ben size söyleyeyim: İstanbul’dan ilmik ilmik kaçtınız. İstanbul’dan Kocaeli’ne ilmik ilmiş kaçtınız… Konuşma oradan, ne konuşuyorsun!
(Sözlü müdahale çabaları devam ediyor)
Arkadaşlar, dünden bu yana burada ifade edilen, Sınıflar Savaşına ilişkin bütün konuşmalar birer kabuktan ibarettir. Eğer bunların özünü arıyorsanız, işte orada: Halkçı Kamu Emekçileri…
Ve biz her zaman şu şiarı söyleyerek bitiriyoruz:
Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!
Hepinize teşekkür ediyorum.
Cemal Akyürek’in Konuşması:

Sayın Divan, Saygıdeğer mücadele arkadaşlarım,
 Halkçı Kamu Emekçileri adına söz almış bulunuyorum. İçim yanıyor! Acıyor! Ateş! Neden böyle düşünüyorum? Neden böyle söylüyorum? Bir atasözümüz var: Güneş çarığı yakar, çarık ayağı sıkar. Benim ayağımı sıkıyor çarık, benim bedenimi sıkıyor çarık. Ben acı çekiyorum! Neden acı çekiyorum? Ülkem elden gidiyor, acı çekiyorum! Benim ülkem elden gidiyor.
Dünyada ve Türkiye’de isterseniz 4.sanayi devrimi olsun, 5.sanayi devrimi olsun, makinelerle yönetiniz hiç önemli değil. Sömürü varsa, işçi sınıfı varsa, emekçiler sömürülüyorsa mücadele de var arkadaşlar. O bakımdan bizler biraz önce söylediklerimizle, Uluslararası sendikalara üyelikle ilgili de şöyle-zaman geçiyor, söyleyemiyorum, acı çekiyorum, içimde bombalar patlıyor!
Yanıyorum ama söyleyemiyorum…
İşte biz bu nedenle farklıyız. Biz deim yönetimimizde olduğumuz kongrelerde yönetim kuruluna aday olan arkadaşlarımız programlarını sunacaklar. Üç dakikaya mahkûm etmeyeceğiz, on dakikaya mahkûm etmeyeceğiz, yarım saat konuşacak, 1 saat konuşacak, programını söyleyecek, tahlilini yapacak, isteklerini, geleceğini, eleştirilerini, önerilerini yapacak.
Eleştiriden korkuyorlar! Eleştiri yapacaklar diye kedinin pisliğini altına süpürdüğü gibi halının, eleştirileri, hataları halının altına süpürüyorlar.
 Cümlemi şöyle bağlamak istiyorum izninizle, ne yapayım bilmiyorum ki saygıdeğer arkadaşlar.
-Divan uyarıyor başkan zamanniz doldu.
Biz de.. Biz de Anti-Emperyalist, Anti-Feodal, Anti-Şovenist ilkeler çerçevesinde dürüstçe, samimice, yol yürüyeceğiz. Yılmadan, bıkmadan, usanmadan, en ufak bir karamsarlığa düşmeden mücadele edeceğiz. Sendikacılığı Kamu Emekçilerine hizmet edecek bir alan olarak göreceğiz. Buyurun gelin arkadaşlar birlikte şu sendikaları ayağa kaldıralım. Ülkemizde bir sendikalar faciası yaşanıyor, 4. Büyük sendika olarak kaldık diye değil, şu kadar mücadele yaptık, sokağa çıktık, eylem yaptık diyeceğiz.
Nakliyat-İş…
Bir başkanlar kurulunda genel başkanımız Veli Demir de ifade etmişti.
Dünyada ve Türkiye’de Olağanüstü halmiş, Sıkıyönetimmiş aynen böyle elinin tersi ile itiyor.(El hareketini yaparak). Öyle iteceğiz, bedel ödeyeceğiz, korkmayacağız. İşçi sınıfı tarihine ancak o zaman altın harflerle yazılırız.
Hepinizi devrimciliğimin,
İşçi sınıfının mücadele kararlığı ve azmiyle,
Saygı ve sevgiyle selamlıyor, teşekkür ediyorum arkadaşlar.
Gülden Yuva’nın konușması:

Sayın Divan, Değerli Mücadele Arkadaşlarım.
Hepinizi Halkçı Kamu Emekçileri adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar hepimiz biliyoruz ki geçtiğimiz Ağustos ayında bir TİS görüşmesi Toplu İş Sözleşmesi, kamu emekçileri adına bir görüşme yapıldı. 2 milyon 452 bin 249 kamu çalışanı adına hükümet sen dersiniz , yandaş sen dersiniz ne dersek diyelim bizim adımıza masaya oturan onlardi . Onlar bugüne değin iktidara geldiklerindensadece değil 1950 yılından beri geldikleri bu noktada sendikal mücadelelerini gerçekleştirmektedirler. Peki biz bağımsız Birleşik kamu İş Sendikası( Konfederasyon yerine sendika demişim dilim sürçmüş) olarak 4. Büyük sendika (Konfederasyon demem gerekiyorken aynı hatayı yapmışım) olarakTİS görüşmesinde biz ne yaptık. 2 milyon 452 bin 249 üyemiz için ( hedehf kitlemiz demek istemiştim)ya da o kamu çalışanları, sömrülen kamu çalışanları adına hangi eylemleri ördük . Onlar içerde bizi pazarlarken biz hangi direnci gösterdik. Tabanımıza hangi umudu vadettik. Onları( bunları) sorgulamamız gerekiyor.  Biz deler Halkçı Kamu Emekçileri olarak TİS görüşmeleri eylemlerini daha onlar masaya oturmadan eylemleri örmek ve 2 milyon 452 bin 249 kamu çalışanına ses olmak için adayız.
Değerli Arkadaşlar, sendikalar faciası olan ülkemizde bizler Birleşik kamu İş Sendikası( konfederasyonu) olarak bugün mücadele veriyoruz. Biz deim sendikamıza ( konfederasyonumuza) bağlı 9 sendikamız var . Tabii olması gereken iş kolu 11 sendikadır. 9 Sendikanın olduğu sendika Birleşik kamu İş konfederasyonunda üç sendikamızın bugün salonda delegasyonu olmadığı için temsiliyet hakkıda verilmemiştir. Değerli Arkadaşlar, bizler halkçı kamu emekçileri olarak eğer  yetki verirseniz göreve geldiğimizde 11 sendikayı örmek için çalışmalar , örgütlenmeler yapacağız ve bunun yanında delegesi olmasada ,delegasyonu olmasada temsiliyet hakkı vereceğiz. Çünkü delegasyonlukla onlar büyümemiş diye onları yok saymak , ötekileştirmek kitle sınıf sendikacılığı değildir. Yani bırakalım devrimci sınıf sendikacılığını , kitle sınıf sendikaciliği bile değildir. Biz deler üyelerimizi sokak fobisiyle korkutmayacağız. Onları sokağa çıkartacağız. Nasıl mı çıkartacağız. İşyerlerinden tüm kamu çalışanlarımızı , işyerlerimizden başkayarak hem kafadan teorik ve pratik donanımlarını yaparak ülkede çıkan en az bir tepkiyle bir MYK üyesi kadar bir genel merkezi kadar benim üyem tepki gösterebilecek teorik ve pratik donanıma sahip olacak . Değerli Arkadaşlar geçtiğimiz bu günler müterake dönemlerini aratmayacak günler OHAL bahane edilerek KHK lerle yönetiliyoruz. İsterdim ki benim dışımda ki arkadaşlarım çok net bir şekilde değinsinler. Ben bugün açığa alınan arkadaşlarınızdan birisiyim. Az önce bir konuşma yapıldı. Ben isimde vermeyeceğim şimdi üniversitemde terörist olan fetödür ya da öbür şekliyle algılanan ,terör algınız ne ise açığa alınan yani ihraç edilen akademisyenlerin ihraç edilmesine sevindim diyor. Yani böyle bir gerçeklik ihraç edilmelerine sevindim diyor, tartıştığımız 1 Mayıs alanı kadar hiç kinse tepki göstermedi. Ama ( divanin bitirin uyarısı) toparlıyacam sayın divan) Ama bakın arkadaşlar bir insanın savunmasını almadan hiçkimse isterseniz en vede en büyük devrimci olun bir insanın savunması alınmadan ihraç etme hakkınız yoktur. Guguk olan hukukunuz bugün hepinizde sanki bir şeymiş gibi sizde kabul görmüş görüyorum . Bunlar çok yanlıştır. Ben de terör örgütü propağandası yapmaktan şu anda açıktayım ona da mı sevineceksiniz. Böyle bir anlayış olabilir mi arkadaşlar, böyle bir anlayıßı kınıyorum.  Arkadaşlar Devrimci Sınıf Sendikacılığı olmada olmazımız . Bakın ortaçağ devrimcisi Hz. Muhammed ne diyor; ” Ehlibeytimi Nuh ‘ un gemisine benzetirim der. Kim ki Nuh ‘ un gemisine biner kurtulur. Kim ki o gemiye binmez helak olur.” Biz dede burdan Devrimci Sınıf Sendikacılığnı benimsemiş , şiar edinmiş Halkçı Kamu Emekçileri olarak diyoruz ki; Kim ki Devrimci Sınıf Sendikacılığnı ilke ve şiar edinmez sadece ve sadece yok olur helak olursunuz.
Hepinizi en devrimci duygularımla saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir