İlk Kurşun

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası Anadolu’nun çeşitli yerleri Emperyalist güçlerce işgal altına alınmıştı. Başta İzmir şehri olmak üzere Ege Bölgesi’nin kaderi Yunanistan’a bırakılmıştı. 15 Mayıs 1919’da ellerini kollarını sallaya sallaya İzmir’i işgal eden Yunan birliklerine, ilk kurşunu sıkarak Anadolu’yu uyandıran ve milli mücadele ruhunu alevlendiren kişi Hasan Tahsin’di.

Aslen Selanikli olan Hasan Tahsin çok iyi eğitim almış, 31 yaşında gencecik bir gazeteci idi. Emperyalist güçleri tek başına İzmir’den temizleyemeyeceğini bilmiyor muydu? Bilmez olur mu? Böylesine bir eylemin hayatına mal olacağını da bilirdi üstelik. Ama o yurtseverdi, sonunu düşünmedi, kahraman oldu. Vatan Topraklarını kanlı ayaklarıyla çiğneyen Emperyalist Güçlere ve onların taşeronluğunu üstlenen Yunan Devletine karşı mücadelede simge isim oldu Hasan Tahsin. Ve ilk an, ilk kıvılcım, ilk itiş gücü, ilk uyanış, ilk örgütleniş ve ilk kurşun denilenince hemen dile gelen ilk isim oldu Hasan Tahsin. Kendini bağımsızlık uğruna feda edişi Hasan Tahsin’in, Birinci Kurtuluş Savaşı’mıza ve mazlum halklara bir kıvılcım oldu. Mustafa Kemal Atatürk ve Yoldaşları bu kıvılcımı ateş topuna çevirdiler ve Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mız dünyada ilk olarak zaferle sonuçlandırıldı. Anadolu’nun her köşesinde insanlar birlik olarak düşmanla göğüs göğüse çarpıştı ve zaferi kucakladı. Emperyalist çakallar, örgütlü halk karşısında daha fazla tutunamadılar ve geldikleri gibi gittiler.

Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızda Emperyalistler, postallarıyla, silahlarıyla, tanklarıyla, toplarıyla apaçık karşımızdaydı. Vatan toprakları fiili işgal altındaydı. Emperyalistlerin yerli işbirlikçileri Vahdettinler, Damat Feritler, Nemrut Mustafa Paşalar, Ali Kemaller gizliden değil ulu orta Sevr’e destek veriyorlardı. Yani her şey halkın gözlerinin önünde, silah süngüleri burunlarının dibindeydi. Halklarımız için seçenek belliydi. İstiklâl için çarpışmak ve kazanmak. Bu yolda da ölüm gelecekse de, söz konusu vatansa gerisi ölümde olsa teferruattı. İstiklâl, inananlar, direnenler ve savaşanlar için geldi.

Ancak AB-D Emperyalistleri hiçbir zaman vazgeçmediler Sevr hayallerinden. Mazlum Halklara örnek olan Birinci Kurtuluş Savaşımızın ve Lozan’ın intikamı alınmalıydı. Boş durmadılar AB-D Emperyalistleri. Anti Emperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı ile yırtıp atılan Sevr paçavrasını hayata geçirebilmek için sinsice çalışmalarına devam ettiler.

Yeni yerli işbirlikçiler yarattılar. Menderesler, Bayarlar gibi. Demireller, Özallar gibi. Erbakanlar, AKP’giller gibi.

Önce bizi ‘NATO’ya alarak ödüllendirdiler. O NATO’nun görevleri arasındaydı, Türk ordusunun Jöntürk geleneğini yok etmek, Türk Askerinin mücadeleci ruhunu, Mustafa Kemal Atatürkci özünü boşaltmak. Başarılı oldular da büyük oranda. Tosun paşalar böyle çıktı Türk Ordusu içerisinden. O yüzden ses çıkartamadılar, Türk Ordusunun onurunu kırmaya yönelik başına çuval geçirilmesine. Ruhları boşaltıldığı için ülkenin ortaçağ karanlığına götürülmesine, ülkenin topraklarının peşkeş çekilmesine ses çıkartamadılar.

O NATO’ki bugün, bağımsızlık mücadelelerine örnek ve umut olduğumuz, Ortadoğu Halklarına Türkiye’deki üslerinden kalkan uçaklarıyla ölüm yağdırmaktadır. AKP iktidarı ayrıca Almanlara da İncirlik’e üs kurma izni vermiştir. Türkiye Halklarının örgütsüz ve dağınık olmasından yararlanan ABD- AB Emperyalistleri, Balyoz ve Ergenekon operasyonları ile Türkiye’nin en az üçe bölünme projesi demek olan BOP’a karşı çıkabilecek TSK’nın içindeki yurtsever, Mustafa Kemal Atatürkci subayları avlamıştır, TSK’yı da susturmuştur. Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanı olduklarını açık açık ilan edenlerin, BOP haritasının Yeni Sevr haritası olduğunu fark etmemiş olması imkansız gibi… Son dönemde Yunanistan tarafından sessiz sedasız işgal edilen adalarımızı ise ağzına bile alan yok. Satılan fabrikalarımız, limanlarımız…Birinci Kurtuluş Savaşı’mız ile kazanılan, cumhuriyetin ilanı ile sağlamlaştırılmaya çalışılan bağımsızlığımız bugün yine tehlikede.

Gün Hasan Tahsin’in ilk kurşunu olma günüdür, gün cumhuriyeti ve vatanı savunma günüdür. Gün özgürlüğe ve bağımsızlığa hasret kalmadan, kıymetini anlama ve onu elinde tutabilme günüdür!

İkinci Kurtuluş Savaşımızı vermemiz ve onu demokratik halk iktidarı ile taçlandırmamız gerekmektedir. Kısacası örgütlenmemiz ve birleşik-yenilmez olmamız gerekmektedir.

Bir kere yaptık, yine yapacağız! Emperyalistleri geldikleri gibi göndereceğiz! Ama bu sefer bir daha gelmemek üzere.  (15.05.2018)

Halkçı Kamu Emekçileri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir