Mustafa Sabri’ler yetişsin isterler o tabelaların ardında…

Bugün bütün devlet kurumlarımızı ele geçiren AKP’nin Diyanet İşleri Başkanlığı, kendilerine bağlı Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) – Osnabrück Üniversitesi İslam İlahiyatı Enstitüsü ortaklığıyla, Vatan haini Mustafa Sabri’nin öve öve bitirilemediği bir çalıştay düzenledi geçtiğimiz aylarda.
Peki Mustafa Sabri kimdir?
Hangi hainliğini anlatalım ki?..
Millî Mücadele’ye şiddetle karşı çıkar. Ona göre Milli Mücadele, devlete başkaldırma hareketinden başka bir şey değildir!
“Elimden gelse tüm Türkleri Arap yaparım” diyen biridir; İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesidir. Halifeliğin 1924 yılında kaldırılmasının ardından, dönemin Papa’sı XI. Pius’a mektup yazarak, hilafetin tekrar inşası için yardım ister.


Teali İslam Cemiyeti’nin yönetim kurulunda Mustafa Sabri (Başkan), İskilipli Mehmet Atıf (İkinci Başkan), Said-i Kürdi (Nursi) ile birlikte Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşımız karşıtı çalışmalar yapar.

Sevr Antlaşması’nın şiddetli savunucusu olur ve imzalar. Mustafa Sabri, 10 Ağustos 1920’de Türkiye’nin parçalamasını içeren Sevr Antlaşması’nı imzalayan hükümette de Şeyhülislam olarak görevdedir. Antlaşma’nın imzalanmasından önce, Antlaşma şartlarını görüşmek üzere, 22 Temmuz 1920’de Yıldız Sarayı’nda Vahdettin başkanlığındaki Meclis-i Âlî (Yüce Kurul) toplantısına Mustafa Sabri de katılmış ve Antlaşma’nın kabulü yolunda görüş bildirmiştir.
Beş kez Şeyhülislamlık görevine getirilir. Bu zamançte birçok aydına ölüm fetvası verir. Sonuncusunu ise Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın Önderi Mustafa Kemal Atatürk’e verir. Ama artık Mustafa Kemal Atatürk’in komutasında Kurtuluş Savaşı’mız başlamış ve artık fetvasının hükmü kalmamıştır İngiliz uşağı hainin.
Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra ülkeyi terk eder işbirlikçi hain Mustafa Sabri. Önce Yunanistan’a kaçar, oradan da Mısır’a geçer ve 1954 yılında Kahire’de ölür.
15 kasım 2017 tarihli basın organları bu hainin adının Tokat’ta yeni açılan bir İmam Hatip Lisesine verildiğini yazdılar…
Biz de biliyoruz; AKP’giller’in bugünlerde peş peşe Açılan İmam Hatip Fen Liseleri ve İmam Hatip Sosyal Liseleri ile tam da “Mustafa Sabri Efendi”ler yetiştirmeyi amaçladıklarını. Tıpkı Laik Cumhuriyet’i yıkmak için birlikte çalıştıkları FETÖ’nün Afrika ve Türki Cumhuriyetlerde yapmaya çalıştığı gibi. Bu iki Ortaçağcı gücün eğitim alanında ortak ereği; din kisvesi altında Yeni Sevr’e “evet” diyecek; topraklarımızı ve diğer kaynaklarımızı emperyalist ağababalarına peşkeş çeken antlaşmaları imzalayacak ortaçağcı bürokratlar, diplomatlar, yöneticiler yetiştirecek “nitelikli” okullar kurmak, “niteliksiz okulları” ise bu ruhu satılmışlara hizmet edecek birer “halk” üretme fabrikalarına dönüştürmektir.
Gelen tepkiler üzerine, Mustafa Sabri’nin adının İmam Hatip lisesine verilmekten vazgeçilmesi, AKP’giller’in dile getirdiğimiz emellerinden vazgeçtiğini göstermez.
Bu nedenle, bizler Halkçı Eğitim ve Bilim Emekçileri olarak Antiemperyalizm, Antifeodalizm ve Antişovenizm ilkeleri doğrultusunda örgütlü mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız. Okullarımızın Taliban yuvası Peşaver Medreselerine çevrilmesine izin vermeyeceğiz! Biz deler bunun yolunun, verilecek İkinci Kurtuluş Savaşı’ndan geçtiğini biliyoruz. ABD ve AB emperyalistlerine ve onların yerli işbirlikçilerine karşı verilecek bu savaşta en ön saflarda yerimizi alacağız. 16 Kasım 2017
Yaşasın Laik- Bilimsel Eğitim Mücadelemiz!
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Mücadelemiz!
Halkçı Eğitim Ve Bilim Emekçileri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir