Ortaçağcılaştırılan Eğitim, Niteliksizleştirilen Öğretmen, Seviyesizleştirilen Öğrenci… İşte AKP’gillerin eseri!

Eğitimin temel amacı, yaratıcı, üretken, aklını özgürce kullanabilen, mutlu ve özgüvenli bireyler yetiştirmektir. Peki, 16 yıldır ülkemizin üstüne bir karabasan gibi çöken, daha doğrusu AB-D Emperyalistleri tarafından çöktürülen Ortaçağcı AKP’giller iktidarında eğitimdeki tablo nasıldır? Daha doğrusu ne hale getirilmiştir?

* Öğretmen mutsuz, öğrenci yarış atına döndürülmüş, amaçsız; köy okulları kapatılmış, varolan okullar gerici Ortaçağcı zihniyete teslim.

* Bırakalım bilimi, kırpıla kırpıla yok edilecek noktaya getirilen ya da karne ortalamasını yükselten önemsiz derslerden sayılan spor ve sanat dersleri.

* AKP iktidarının yere göre sığdıramadıkları her ile bir üniversite çılgın projeleri sayesinde bakkal dükkanı açar gibi açılan üniversiteler ve bu yolla sayıları artarken nitelikleri hak getire olan eğitim fakülteleri.

* Bu fakültelerden mezun olarak sayıları gittikçe kabaran, katlanan işsiz, atanamayan öğretmenler ordusu.

* Ne yazık ki artık sayısını söylemeye dilimizin varmadığı, atama sorunu ile mücadele etme, baş etme direncini-gücünü yitiren; gelecekten umutlarını kesen genç öğretmenlerimizin kıydıkları canları.

Milli Eğitim Bakanlığı, moralsiz ve köle öğretmen yetiştirmeye ant içmiş adeta. Eğitim çalışanlarını güvencesizliğe mahkûm etmiş, ilk atamaların hepsini sözleşmeli olarak gerçekleştirmiştir. Stajyer öğretmenlikten asil öğretmenliğe geçişi sözlü ve yazılı mülakata mahkum etmiştir. Ayrıca KPSS’den yüksek puan alan birçok öğretmenin sözlü mülakatta ‘istenen’ cevapları vermemesi üzerine atamalarının gerçekleş(tiril)mediğini de biliyoruz. “Ayıya dayı” demeyi yani yalancı olmayı vazgeçilmez bir kural olarak benimsettiler gencecik eğitimcilere. Bu ruh katilliği değil de nedir?

Bir de ücretli öğretmenlik var bu iktidarın bizlere hediyesi. Ek ders karşılığı çalışan geçici öğretmen… Hiçbir yere ait hissedemeyen, hiçbir yeri sahiplenemeyen… Güvencesiz bir şekilde bir kadrolu öğretmen maaşının en fazla üçte birine çalıştırılan…

Öğretmen açığını bu yıl da ücretli öğretmenlik uygulaması ile kapatmaya çalıştılar ama o da olmadı. Üstelik okul öncesi ve sınıf öğretmenliği branşında sınıflara, üniversiteden mezun olunan bölümün ne olduğuna, pedagojik formasyon alınıp alınmadığına bakılmaksızın ücretli öğretmen yerleştirdiler. Kamu yönetimi mezununu okul öncesi öğretmeni; iktisat mezununu sınıf öğretmeni yaptılar.

Öyle bir iktidar ki öğrencisine, öğretmeninin gencine-emekliliği gelmişine, okuluna, acımasızca kıydı. Yetmezmiş gibi İstanbul, İzmir ve Ankara’daki KYK’ya bağlı devlet yurtlarına, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan “manevi danışman” adı altında gençlere “öğütler” verecek, “kitaplar” önerecek kişiler atadı.

Bu ülkenin geleceğini karartmak için çok adım attınız ama daha son söz söylenmedi. Biz de her zaman ve daha güçlü bir biçimde ayağa kalkmayı iyi biliyoruz. Küllerimizden doğmak tarihimizde ve soluduğumuz her bir nefeste mevcut. O yüzden siz yenileceksiniz. Biz de kazanacağız. Aklın, bilimin, sanatın, sporun özgürce geliştiği, çocuklarımıza yaratıcılıklarını geliştirecek her türlü olanağın sağlandığı, eğitimin eşit ve parasız olduğu; eğitim zamancinde mutlu olunan, tek gürültünün kahkaha olacağı o günler mutlaka gelecek. Buna inancımız tamdır. (03.10.2018)

Halkçı Kamu Emekçileri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir